statement 153 / ifade 153

looking thgrough/from studio

Most of the people might prefer to make some seasonal changes in their living rooms. Rearrangement of the furniture and painting walls or some parts of the house is an attempt to give it a fresh look and to present it with more liveliness and energy. A new stuff and definitely a clear solution, only available to people who have money, would indeed create a very fresh look to the house. This sort of transformation results more from the changes in aesthetic and usage value. However, while taking these two substances into consideration, a third principle tightly connected to the idea of production might be described here in relation to rearrangement of objects in studio space.

I collect images of my works from different angles of the studio in different times. These collected images of studio reveals how space changes in time and breaths like the works emerging in this space. Taking photographs of the works and studio environment might be identified as a process which brings their spirit into light. An object situated indiscernible from the surrounding would be making itself visible in time …displacement, rearrangement, multiplication, disappearance or reappearance of a table, canvas, sculpture or a mirror, etc… briefly, a mobile studio which transforms itself with continues-intervals.

Eventually, it is a complete process which enables us to make arrangements and re-arrangements of objects and works in order to create more space for new works. Studio, in this sense, has to be conceived as a space for production, a battlefield, a meeting place of objects, ideas, memories and affections. The more elements you add, the more chaotic it will be, then, it starts to become more complicated and messy. Thus, it might be claimed that production appeals and desires to become closer to where the disorder has situated, both physical and mental. In this regard, production reconsiders and realizes itself, and rearranges each particular object so that a clear idea might be acquired only after confusion. That is why disorder and chaos is immanent to the nature of production. Confusion is to be internalized, rather than to keep it away from the process, to comprehend the fluxes, variations and differences which would possibly unveil its shadow on one's mind and lessen the overload of the objects.


atolyeden/atolyeye bakis

Bircoklarimizin, evlerinde zaman zaman yapmis oldugu bir duzenleme vardir. Mevsimden mevsime, bahardan bahara salonumuzu ya da oturma odamızi yeniden kurgulariz. Kanimca bu, yasanilan mekana yeniden, taze bir bakis atabilmek, orayi tekrar sevebilmek, yeniden yasanilabilir kilmak icin mevcut elemanlarin mekana yeniden-yerlestirilmesi olarak gorulebilir. Yahut, maddi olanaklara sahip olanlar icin daha kesin bir cozum, yeni bir mobilyanin mekani ve kullanimi devralmasidir. Elbette burada, estetik ve kullanim degeri ile ilgili dönüsümün etkin oldugu bir duzenlemeden bahsetmekteyiz. Soz konusu atolyenin donuşumu oldugunda, bu iki etkeni gozardi etmeden, daha cok uretimin dogasina ickin bir mefhumdan bahsetmek istiyorum.

Calismalar boyunca atolyenin farkli noktalarindan bakislar toplarim. Fotograflar birikmeye ve yan yana gelmeye basladikca, islerin ortaya ciktigi mekanin da isler gibi zamanla degiştigini, nefes alip verdigini ortaya cikarmaktalar. Buna, atolyenin ruhunun bakislarla, fotograf kareleriyle ortaya cikarilmasi diyebiliriz. Masanin, tuallerin, bir heykelin ya da bir boy aynasinin yer degistirmesi, yeni bir isin, daha once orada olmayan bir isin fotograf karesinde bir anda belirivermesi, cogalmasi, karismasi, kaybolup gitmesi.... kisaca, surekli- aralikli olarak bir degisim ve donusum icerisinde hareket eden atolye fikri.

Nihayetinde, bos bir mekani yerlestirmeye, isgal etmeye basliyor, uretmeye devam ettikce mekani doldurmaya, onu karistirmaya, karmasiklastirmaya devam ediyorsunuz. Bu anlamda atolye, uretim yeri, bir savas alani, git gide karmasik bir hal alan, nesnelerin, bellegin, islerin, dusunce ve duygulanislarin karsilastigi, karmasiklastigi bir mekana donusuyor. Butun bir mekanin hareketi ve fiziksel karmasasi, zihinsel anlamda bir karisikligi da aciga çikarmaya basliyor. O halde bu noktada, uretimin karmasa ile karsilastigi bir durumdan bahsedebiliyoruz. Daha da otesi, hem zihinsel hem fiziksel bir karmasayi arzulayan uretimin ayrimına varmaya basliyoruz. Çunku, bu anlamda bir uretim, halis bir fikre, bu karmasayi dagitacak bir düzenlemeye, ancak kargasanin ve bu kafa karisikliginin ardindan, yeniden bakislar sayesinde ulasabilecegini dusunur. Bu yuzden karmasa, gercek uretimin dogasina eklemlenmis, ona ickin bir mefhumdur. Kafa karisikligi ise sakinilmasi gereken degil, aksine, icine dusulmesi ve onunla bas edebilmenin, onu acikliga kavusturacak akislari yakalamanin, ogrenilmesi, hatta zorunlu olduğu bir surectir.